" Basın özgürlüğü" kavramı her zaman tartışılmış ve üzerinde tartışılmaya hala devam edilen bir konu.

Aslında genel olarak "Özgürlük" kavramı, tam olarak tanımlanabilmiş değil.

Belki çok sıradan fakat, genel kabul görmüş ortak bir tanım var.

"Özgürlük, başkasının özgürlük sahasına girmediğin tüm alanlarda geçerlidir"


Ancak özgürlüğün tanımı bile özgürlüğü kısıtlıyor.

Peki kısıtlanmış bir şeye özgürlük denilebilir mi?

Bence denilemez.

O zaman düz mantık ile düşününce, aslında özgürlük diye bir şeyin olmadığını anlayabiliriz.

Yani başkasının hakları ve özgürlük alanı dışında kalmak ile sınırlanmış bir özgürlüğe sahibiz, o zaman özgür değiliz.

Bu demek oluyor ki, düşünce özgürlüğü de, basın özgürlüğü de aslında yine kısıtlı alanlarda geçerli.

Düşünmekte özgürüz, fakat düşüncelerimizi açıklamadığımız sürece.

Gazeteci olarak, basın mensubu olarak özgürüz, fakat başkalarını rencide etmediğimiz sürece.

Avrupa'da özgürlükler konusu modern çağda üzerinde çok uğraşılmış bir konu aslında.

Tamamen özgürlükçü bir yapıya bürünmek isteyen Avrupa'lılar, bu konuda büyük yol aldı.

Peki bu iyi mi oldu yoksa kötü mü oldu?

Şimdi birileri çıkıp diyor ki; ben özgürüm. Beden benim bedenim, istediğim yerde çıplak gezerim.

Peki, diğer insanlar sokakta çıplak beden görmek istiyor mu? Küçük kızının bir adamın çıplak bedenini görmesini istiyor mu?

Diğer bir kesim çıkıp diyor ki; ben özgürüm. Cinsel tercihimi istediğim yerde istediğim gibi yaşarım. Sokakta erkek erkeğe öpüşüyorlar.

Peki diğer insanlar, çocukları bu ilişkiye şahit olsun istiyor mu?

Diğer bir kesim çıkıp diyor ki; ben gazeteciyim ne düşünürsem onu yazar, onu söylerim. Özgürüm.

Televizyona çıkıp bir ülke Cumhurbaşkanı'na en ağır küfürleri ediyor.


Yok arkadaş, biz özgür değiliz.

Avrupa, kendi içerisinde bazı konuları aşmış olabilir. Mesela, plajlarda adam karısıyla çırıl çıplak dolaşıyor. Aynı plajda çocuklu aileler var.

Sokaklarda seks festivalleri düzenleniyor. Bu festivale babalar ve anneler, oğulları ve kızlarıyla katılıyor.

Verdiğim örneklerin uç örnekler olduğunun farkındayım. Uçlarda olmayan binlerce örnek sayabileceğim için, uçtaki bir kaç tanesini saymayı yeğledim.

Söylemek istediğim şu ki, onlar kendi içlerinde bazı şeyleri normale indirgemiş olabilirler. Ancak hiç kimse, Türk halkına veya siyasetçilerine küfür edemez. Bizde normal değil bu. Sen bizim özgürlük alanımızı ve haklarımızı çiğniyorsun. Bunun adına basın özgürlüğü diyorsun.

Herkes her özgürlüğünü kullanacak olursa, Dünya yaşanacak yer olmaktan çıkar. Bu yüzden, siyasi kimliğini, kişiliğini ve herşeyini bir yana koyarak, Erdoğan'a edilen bu hakaretleri asla haklı ve yerinde bulmuyorum.

Afra Yıldız - Uygar Haber
afray@uygarhaber.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.